Bumerang

18 Mart 2014 Salı

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi


"Aşk hayatı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır"

     Ahmet Ümit'in Ekim 2013'de raflarda yerini alan ve hala en çok satanlar listesinde bulunan kitabı "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi" bugünkü konumuz. Ahmet Ümit kitaplarını okuyanlar bilirler polisiye bir öykü paralelinde komiser Nevzat'ın hikayesi'de yer alır çoğu kitabında. Bu da o kitaplarından biri. Nevzat, Evgenia, Ali, Zeynep karakterleri ana konun etrafında, bazen tam ortasında yer alıyorlar. Kitapta Gezi olaylarından, kentsel dönüşüme toplumsal olaylarda işlenmiş. Ayrıca Ahmet Ümit kendisini de, polisiye yazarı komşu rolü ile kitaba ekleyerek bir süpriz yapmış biz okurlarına.
    Her çıkan romanını aldığım yazarlardan biri Ahmet Ümit. Ayrıca imkan bulduğumda imza günü ve söyleşilerine de katılırım. Kitaplarındaki sıcaklığı ve samimiyeti kendisinde de görüyorsunuz. Romanlarında daha çok Beyoğlu'nu mekan olarak seçen Ahmet Ümit'in adı Pera Palas Oteli 410 No'lu odasına verilmiş. 411 No'lu Agatha Cristie'ye komşu olan Ahmet Ümit, konusu İttihat ve Terakki olan yeni romanın karakterini de kendi odasında konaklatacakmış.

Yeni romanını dört gözle bekliyorum.

Sevgiler Başak

17 Mart 2014 Pazartesi

Büyükada

       


         Bugün, bahar usul usul güneşini bize hissettirirken sizlere havalar ısındığında yapabileceğiniz bir gezi planı sunmak ve Büyükadayı tanıtmak istiyorum.
          Büyükada Prens adaları olarak da bilinen Marmara Denizi içerisindeki adaların en büyüğüdür. Bizans döneminde diğer adalar gibi sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Günümüz de ise şehrin karmaşasından bir süreliğine kaçmak isteyenler için sığınak olmuştur. Günübirlik gidilebildiği gibi adada bulunan birçok otel veya pansiyonlarda da konaklayabilirsiniz. Adada denize girmek isteyenler için birçok plaj da mevcut.  
         Adaya gidildiğinde mutlaka çıkılması gereken yerlerden biri Aya Yorgi Kilisesi'nin yanında yer alan Yücetepe Kır Gazinosu. İsterseniz yürüyerek, isterseniz faytonla çıkılabilecek bir yer. Ancak fayton lunapark denen bir mevkiye kadar çıkıyor sonrasında zorlu bir yürüyüş parkuru sizi bekliyor. Sadece yürüyerek çıkabileceğiniz bir yokuş ama her anında durup fotoğraf çekmek isteyeceğiniz bir manzara daima yanınızda.




Yücetepeye çıkarken sol yanınızda gördüğünüz muhteşem manzara


Yol üzerine konmuş banklar ve yolun yarısında tam da "suuuu" diye inlediğiniz bir anda karşınıza çıkan bir çeşme var. Yaklaşık yarım saatlik yokuş yukarı bir yürüyüşden sonra, Aya yorgi Kilisesi sizi karşılıyor. Gezmek isteyenler için belirteyim şort veya atlet tarzı kıyafetlerle içeri almıyorlar haklı olarak. Girişde bazı örtüler ve kıyafetler mevcut onları kullanabilirsiniz. Sonrasında mutlaka gazinoya uğrayın. Onca yorgunlukdan sonra muhteşem bir manzara sizi karşılayacak.


Yücetepe'den görünen bakmaya doyamayacağınız bir güzellik


Yücetepe


         Birşeyler atıştırıp güzelce dinlendikten ve fotoğraflar çektikten sonra hazırsanız bu kez yokuş aşağı zorlu bir yürüyüşle lunapark mevkiine inip bir faytona binebilirsiniz. Biz ada merkezine kadar yürümeyi tercih ettik yolda sıkca durup ada evlerinin, manzaranın, adanın yerlilerinden olan ve insanoğluna ders verircesine arkadaş olan martı ve kedilerin resimlerini çektik.

Büyükada'dan fotoğraflar








Otelimiz limana 2 adım mesafede tam adanın merkezinde idi. Bu nedenle her yere kolayca ulaştık. Akşam sahildeki balık lokantasında güneşi batırıp, sahilde martılarla yürüyüş yapıp, cafelerden birinde çayınızı kahvenizi içip, adanın meşhur dondurmasını da yiyip günün yorgunluğuyla güzel bir uykuya dalabilirsiniz. Bunları yaparken hem İstanbul'da olup hemde trafiksiz bir ortamda here yere yürüyerek erişmeniz rüya değil gerçek.



Adada gün batımı



Unutmadan belirteyim biz hafta içi bu geziyi yaptık. Hafta sonu ada oldukça kalabalık olacağı için aynı tadı alabilir misiniz bilmem. Umarım baharda gidilecek yerler listenize eklemişsinizdir. 

Sevgiler Başak